12-05-09
1958 yılında bir gün

“İnsanlar yarım bir elmaya benzer ve
hep diğer yarılarını ararlar,” denilir. Pelé’nin diğer yarısı
bir futbol topuydu ve onu bulup güzel bir çalım attı…
Heyecanla izlenen bir film gibidir Dünya Kupası. En büyük takımlar, en büyük futbol yıldızları dublörsüz, hilesiz, tamamen doğaçlama olarak kendilerine özgü renkleri, tarzları ve oyun karakterleriyle bezenmiş maçlarda kıran kırana bir mücadele sergilerler.
Müdavimi olunmasa bile, çoğumuzda Dünya Kupalarından bir iz, bir isim, bir anı kalmıştır. Yediği güzel gol için karşı takımın golcüsünü kutlayan Sovyetler Birliği kalecisi Yuri; bir ayağı ötekinden uzun olduğu için yengeç gibi giderken ayağından topu almanın en güç olduğu futbolcu Garrincha; zamanında kısa boyundan dolayı, “Senden futbolcu olmaz,” denilen ama Almanya’ya kupayı hediye eden Gerd Müler; 1986 kupasında Arjantin’in yedi maçının altısını almasını sağlayan ve dört eski şampiyonu eleyerek kupayı kaldıran takımın golcüsü Maradona; 1143 saat boyunca gol yemeyen İtalyan kaleci Dino Zoff ve onun rekoruna son veren Haitili Sanon; işten izin alıp kupaya gelen Kamerun takımının oyuncusu Ebwelle’in, turu geçince televizyonda patronundan bir süre daha izin vermesini istemesi; ya da Paola Rossi, Kempes, Cruyff ve Beckenbauer gibi birçok yıldız…
devamı…
Murathan Muradoğlu




