03-14-09
6-2
bakıyordu sogumuş dondurma külahına,
çok iyi bildiği birşeyler seziyordu
bakımsız merhametinden kalan yeri gülücük tozları doldurdu, hapşırdı
yarım dakka sürmedi pembe bir dilden utanma.
parmak ucundaki pıhtılaşmış kan hırçın yapmıştı onu
şunu düşündü,
zamanında dönmesi gerekiyordu.
pinokyo kötü rüyalardaki gibi kaçıyordu
kadının gülücük ağından kurtulmak için.
ve eşlik ediyor gibiydi bir rende,
rendeler ki gerçekten kırar kalbi
biraz zaman daha alırken yavaş yavaş
durdugu yerde biter pinokyo
inanmamış gibi yaparken.
..ki inanırdı ayran gibi köpüklü
hayvan kadar gaddar
mayıs kadar sıcak.
inanır öidürdüğü aksine bakmayı göze alsa,
yitirdiklerini gülümsemesine saklayan o orman
..ki yiten gidenden berraklaşır mayıs sonunda
sıcak anlamını kavrar
vişneler kirazlara küser
erikler kendine
şimdi iklim bi daha değişicek kimse bilmeden
elmalar çıkacak zafer çıglıklarıyla
şimdi kanoviçelerin arasında balıklar çıkacak
sandıkların anahtarları son kez çıkartacak seslerini
32 diyecek fotograftaki kız otuz kısmında yakalayacak bukalemun
aglayacak ayna, kıyı, mahzen
menemen pişti çay sıcak
temiz hava, sevgilinin yüzü kadar.
03-03-09
puf
caddenin en işlek yerindeydim bir an yandan geçebilecek birini göremeyeceğim kadar kalabalık olduğunu düşündüm. sonra daha dikkatli ve daha ağır yürüdüm. bunu yapmak için bir nedenim vardı. ister istemez de olsa tekrarlıyordum. her gün. bu kalabalık yere kadar bunu hiç düşünmemiştim ama düşündüğümde kabul etmenin zor olacağı konulardan biri. ama bu sefer inkar edemezdim bunu sürdürmek için kendime izin vermem gerekiyordu. bunu istemeni anlıyorum dedim ben de olsam isterdim ne de olsa baya zaman geçti ve ne olacagını nasıl tepki verecegini ya da onun nasıl davranacağını bilmek istiyorsun. bunu yapabilirsin ama lütfen belli etme başkalarına. evet kendime izin vermek beni baya sevindirdi. biraz olsun içim rahatlamıştı. sonraki günler sonraki günler… her caddeyi geçişimde onu arıyordu gözlerim artık birilerini benzetiyordum, biriyleyken onun geçtiğinde ne olabilecegini hayal ediyordum. o gün gelene kadar sürdü bu. bir gün caddenin kenar sokaklarından birine dalmıştım düşündüğüm bişey yüzünden gülümsüyordum köşeyi döndüm ve onu gördüm. gülümsemem devam etmek zorunda kaldı. boş gözlerinin karşısında gülümseyen bir yüz aslında çok iyi bir pozisyon değildir. onu görmüş ve çok sevinmiş hissi yaratabilir. neyseki yüzünü çevirmek yetmedi ve arkasını döndü. ben de geçip gittim. tarihi hatırlamıyorum neyden önce neyden sonraydı. sonra aramadı gözlerim onu. şehri terkettim bir süre sonra da. cadde sokak olmayan bir yere yerleştim. onunla ilgili değildi tabii bu taşınma. hiçbişey onunla ilgili değil zaten.
Murathan Muradoğlu




