<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="0.92">
<channel>
	<title>PinkLayer</title>
	<link>http://pinklayer.net</link>
	<description>paslı kolların çıtırtısı, eskimiş bardaklar ve plastik demlik</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 May 2010 01:41:32 +0000</lastBuildDate>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<language>en</language>
	<!-- generator="WordPress/3.0.1" -->

	<item>
		<title>Disney’in dünyası</title>
		<description><![CDATA[Binlerce yıldır uygarlığımızın bir parçası olarak süregelen büyüler, tılsımlar, kurmacalar, söylenceler ve tüm mistik öğeler, geçen yüzyılın başından itibaren realitenin boz bulanıklığında, endüstriyel gelişim ve savaşların içinde kaybolmaya yüz tuttu. Mitolojilerin, masalların yerini daha aksiyonel, daha teknolojik formatlar aldı. Walt Disney’in başarısı biraz da burada başladı, unutulmuş hayallerin ülkesini kurmakta&#8230; 1901 yılında Chicago’da doğdu Walt [...]]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=179</link>
			</item>
	<item>
		<title>Kadın oturduğu yerde belli belirsiz sallanmaktadır</title>
		<description><![CDATA[Siyam yumuşacık sandığı yatağın üzerinde kıvrılmış yatıyordu. Uykusunun en belirgin yerindeydi, uyanmaya en yakın yerinde. Gözlerinin ardındaki o upuzun koridordan gece açık kalmış televizyondan gelen sabah sinemasını ve açık pencereden de çocuk ağlaması gibi martı seslerini duyuyordu, baharın en sessiz, en aydınlık ilk günündeydiler. Dışarının seslerini hep açık tutuyordu zihni. Bu kadar önyargılı olma diyenlere [...]]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=154</link>
			</item>
	<item>
		<title>&#8221;Şiir, Sözcüklerin Rüyasını Görmekse&#8221;</title>
		<description><![CDATA[MEHMET ÇETİN İLE &#8216;KEKEMECE&#8217; SÖYLEŞİ Fadıl ÖZTÜRK / Murathan MURADOĞLU “şiir, sözcüklerin rüyasını görmekse..” fadıl öztürk/murathan muradoğlu: bir yarıgece kapısına dayanıyoruz mehmet çetin’in. düşleri bile kirletilmiş bir dünyada kekeme olmayı anlamak mümkündü de, kekemece’yi bir itiraz diline çevirmek nasıl bir şeydir diye sormak istedik. yalan yok; bir hayatı en yakın siperlerde yaşayanlar olarak anladığımızla kalmamak [...]]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=151</link>
			</item>
	<item>
		<title>Chimamanda Adichie: Tek hikayenin tehlikesi</title>
		<description><![CDATA[(türkçe altyazısı bulunmakta)]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=145</link>
			</item>
	<item>
		<title>1958 yılında bir gün</title>
		<description><![CDATA[“İnsanlar yarım bir elmaya benzer ve hep diğer yarılarını ararlar,” denilir. Pelé’nin diğer yarısı bir futbol topuydu ve onu bulup güzel bir çalım attı&#8230; Heyecanla izlenen bir film gibidir Dünya Kupası. En büyük takımlar, en büyük futbol yıldızları dublörsüz, hilesiz, tamamen doğaçlama olarak kendilerine özgü renkleri, tarzları ve oyun karakterleriyle bezenmiş maçlarda kıran kırana bir [...]]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=134</link>
			</item>
	<item>
		<title>Mehmet Çetin&#8217;in iki şiir kitabı yayınlandı</title>
		<description><![CDATA[T&#252;rk&#231;e&#8217;deki mevcut anlamı dışında Kırman&#231;ca/Zazaca&#8217;da &#8220;kızıl, kırmızı&#8221; anlamına da gelen &#8220;sur&#8221; kelimesinden esinlenerek kurulan Sur Kitaplığı; şair-yazar Mehmet &#199;etin&#8217;in b&#252;t&#252;n kitaplarını yayımlamak &#252;zere yayın hayatına başladı. Uzun yıllardır hem T&#252;rk&#231;e hem de ana dili Kırman&#231;ca ile yazan Mehmet &#199;etin&#8217;in &#8220;Taşa Hatıra&#8221; adlı yeni T&#252;rk&#231;e şiir kitabı ile, 20 yılı aşkındır ana diliyle yazdığı şiirlerden se&#231;ilmiş [...]]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=121</link>
			</item>
	<item>
		<title>Pipet Fırtınası</title>
		<description><![CDATA[Güzel bir günün sonunda dağınık bir yatak gibiydi şehir. O şehrin kendisiydi Ferguson. Yağmacı, haydut, sıcak ve samimi. İçinde küçük karınca yuvalarına doğru minik akışlar vardı, sicim gibi. Fasulye sırığı gibi çocuklar yürüyor, hamurişiyle büyümüş kızlar sahil boyunca gelişmemiş vücutlarını şarkıya vuruyorlardı. Birbirlerinin iştahını açan şuruplar içiyorlardı. Yalnız kaldıklarında birbirlerine &#8220;Bu şurubun faydası düzenli olarak [...]]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=111</link>
			</item>
	<item>
		<title>süha tuğtepe</title>
		<description><![CDATA[ara beni g&#246;r&#252;şelim demişti. akşamdı hızla bir yere yetişmeye &#231;alışıyordum, arayacağımı d&#252;ş&#252;nmemişti. bir yere gitmiş yeni d&#246;nm&#252;şt&#252;, bir telefon &#231;aldı &#34;evet benim buyrun.. ha murathancıgım nasılsın tamam gelince arayacagım seni.&#34; ben de onun gelecegini tahmin etmiyordum, otob&#252;sten inip başka bir sokağa girmek d&#252;rt&#252;s&#252;n&#252; yenemiyecek gibi geliyordu. ikimiz de ordayız sonra sudoku &#231;&#246;z&#252;yoruz, &#231;ay i&#231;iyoruz. sonra [...]]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=106</link>
			</item>
	<item>
		<title>Öykü İki</title>
		<description><![CDATA[Bir kaburganın par&#231;asıydı g&#246;r&#252;nen,kadırgalar &#231;&#252;r&#252;m&#252;ş, arzın en altından akan sular gibi yalnızdık. Beklenilmeyen daima ger&#231;ekleşir diye d&#252;ş&#252;n&#252;len, g&#252;nlerin bek&#231;isiydi filbaharlar. Beklenilmeyen ve imkansızın diyalektiğinden s&#252;z&#252;len bir efsunla, &#231;antandaki k&#252;l&#252; g&#246;ğs&#252;me bastırdın. Batı&#8217;nın &#231;anları &#231;alıyor ve topraktan y&#252;kselen buharı g&#246;r&#252;yordum, soluk aldığımı farketmedin. Kimsecikler de kalmamıştı. Yıllar sonra bu kadar kinle yalnız kalacağımı tahmin etmemiştim ve [...]]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=104</link>
			</item>
	<item>
		<title>Ve Yıldızlar Boşalan Bardaklar  Gibi Geri Gelecekler&#8230;</title>
		<description><![CDATA[Yatağın kenarından v&#252;cudumun &#252;st&#252;nde aşağı sarkan kavanozum belirdi&#8230; K&#252;l Tablası: Teneke baskı, iki izmarit, bir kibrit &#231;&#246;p&#252; (yanık) ve k&#252;l. Kibrit Kutusu: Sarı &#231;er&#231;eveli, kırmızı, kırlangı&#231; logo, vasati 380 &#231;&#246;p, k&#252;k&#252;rts&#252;z. Alkol, vs.: Yeşil, sarı, bulanık, keskin ve esrik. Bir karaltıda uyandım. Karanlık ve sanki ıslak. Yemek beklemiş, tabağın i&#231;inde y&#252;zen soğanlar yalpalayarak ilerliyor. Akıntı [...]]]></description>
		<link>http://pinklayer.net/?p=102</link>
			</item>
</channel>
</rss>
